MENÜ

Adana BarosuKomisyonlarCMKKomisyon Başvuru FormuSEMYön. Kur. Top. GündemleriAdli YardımAvukat Hakları MerkeziBaro MeclisiBasında Yer Almış HaberlerMevzuatMeslek İlke ve KanunlarıEtkinlik TakvimiYargıtay KararlarıBilgi BankasıMazeretli Hakim - Savcı ListesiİletişimBaro Hesap Numarası

Yargının Kurucu Unsurları

Yargının Kurucu Unsurları

BASIN BÜLTENİ

27.02.2016

 

''YARGININ KURUCU UNSURLARI YARGIYI DEĞERLENDİRİYOR'' PANELİ

 

Adana Barosu  tarafından düzenlenen "Yargının Kurucu Unsurları Yargıyı Değerlendiriyor" paneli yapıldı. Paneli ; Gaziantep Baro Başkanı Av. Bektaş Şarklı, Osmaniye Baro Başkanı Av. Dilem Aksoy, hakim, savcı, avukat ve stajyer avukatlar ile çok sayıda davetli izledi. Takdim konuşmasını Adana BArosu Genel Sekreteri Av. Merdan Özberk yaptı.

Panelde oturum başkanlığını Bursa Barosu Başkanı Av. Ekrem Demiröz yaparken, konuşmacılar; YARSAV Başkanı Murat Arslan, Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ, Demokrat Yargı Derneği Başkanı Orhan Gazi Ertekin, TBB Başkan Yardımcısı Av. Başar Yaltı ve Bolu Barosu Başkanı Av. Ferit Atalay.

"BU DÖNEMDE YARGI BAĞIMSIZLIĞI BİTMİŞTİR"

Adana Barosu tarafından düzenlenen "Yargının Kurucu Unsurları Yargıyı Değerlendiriyor" paneli Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık'ın açılış konuşmasıyla başladı.

Adana Barosu tarafından düzenlenen 'Yargının Kurucu Unsurları Yargıyı Değerlendiriyor' konulu panelin açılışında konuşan Av. Çıtırık, Türkiye'nin hiçbir döneminde yargının bu kadar yara aldığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının bu kadar tartışılır hale geldiği bir dönem olmadığını anlattı.

Ara rejim ve darbe dönemlerinde hukuk askıya alındığı için hukuk tanımazlıklar sergilenebildiğinin altını çizen Av. Çıtırık, "Ama çeşitli iddialara göre ve özellikle de ülkeyi yöneten siyasi iktidara göre bugün Türkiye bir asrı saadet döneminde, bir ileri demokrasi dönemindedir. O zaman ileri demokrasi döneminde olağanüstü hal dönemlerinde olan uygulamaları görmememiz ve yaşamamamız gerekir. Ama üzülerek görmekteyiz ki bir daha Türkiye'de özellikle 12 Eylül 2010 referandumundan sonra eşitler arasında önde gelmesi gereken, Türk milleti adına bağımsız mahkemeler eliyle kullanıldığı iddia edilen yargı yetkisinde, yargının rejimi dönüştürmenin ve iktidar mücadelesinin bir aracı haline getirildiği ve yetmemekle birlikte artık Türkiye'de kişi güvenliğinin, can güvenliğinin, hukuku güvenliğin kalmadığı ve hukukun bizzat kendisinin muhalifleri susturma anlamında bir tehdit aracı haline geldiği bir sürecin içinden geçmektedir." dedi.

Yaşanan süreç içerisinde yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının ortadan kaldırıldığını vurgulayan Av. Çıtırık, "Bu dönemde anayasaya göre mahkemelerin bağımsızlığı, yargı yetkisinin kullanılmasında hiçbir makam, organ ve merciinin yargıya emir talimat veremeyeceği, telkinde bulunamayacağı, hakimlerin azlonulamayacağı, hakimlerin rızaları dışında anayasada öngörülen 65 yaşından önce emekliye ayrıltılamayacağı ve yine hakimlik teminatına ve mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre çalıştıklarının hepsi anayasa 138-139-140'ta kalmıştır. HSYK'yı düzenleyen 159. maddede de her ne kadar mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatına göre kurulduğu belirtilmişse de 12 Eylül 2010 referandumuyla birlikte yargının genleriyle ciddi bir şekilde oynanmıştır ve HSYK net bir şekilde siyasi iktidarın güdümünde, emrinde ve vesayetinde olduğunu ortaya koymaktadır. 16 aylık zaman diliminde 68 hakim ve savcının açığa alındığını, 14 hakim ve savcının ihraç edildiğini ve 1000'e yakın hakim ve savcımızın da sürgün edildiğini gözlemlemekteyiz. Hakimlerimizin vermiş oldukları kararlarla, cumhuriyet savcılarımızın da iddianame yada çeşitli yasal uygulamalarından dolayı, HSYK'nın görevleri içerisinde hakimlerin ve savcıların vermiş oldukları kararların doğru yada yanlışlığını tartışma makamı yada böyle bir yetkileri bulunmadığı halde, çok net bir şekilde HSYK 3. Dairesi'nin vermiş olduğu soruşturma iznini alır almaz HSYK 2. Dairesi savunma bile almadan, tanık bile dinlemeden ve delilleri toparlamaksızın hakim ve savcılarımız hakkında açığa almayı uygulamaktadır." ifadelerini kullandı.

 

Paneli çok önemsediğini belirten Av. Çıtırık, konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı;

"Türkiye'de barolar ve avukatlar bir duruş sergilenmektedirler. Fakat yargının diğer kurucu unsurları olan iddia ve karar makamları maalesef aynı tavrı sergileyemiyor.

Bu dönemde ülkemizde yargı bağımsızlığı kalmamıştır. Bu dönemde HSYK, siyasi iktidarın etkisi altında çalıştığını ortaya koymuştur. HSYK'nın hakim ve savcıların kararlarını sorgulama yetkisi olmadığı halde, 3. Daire eliyle hakim ve savcıların kararlarından dolayı haklarında soruşturma açmaktadır."

 

"AVUKATLARDAN HAZ ETMEYEN BİR ADALET BAKANLIĞI'MIZ VAR"

Adana Barosu'nun düzenlediği panelde konuşan Bolu Barosu Başkanı Av. Ferit Atalay, 'avukatların ısrarla yargıdan uzak tutulmaya çalışıldığını' belirtti."

 

"Yargının Kurucu Unsurları, Yargıyı Tartışıyor" panelinde konuşan Bolu Barosu Başkanı Av. Ferit Atalay, Avukatlık mesleğinin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını belirtti.

Av. Ferit Atalay özet olarak şu ifadeleri kullandı;

"2010 referandumu en çok yargıyı kirletti.

Son dönemde avukatlık mesleği itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Avukatlar yargıdan uzak tutulmaya çalışılıyor. Avukatlık mesleği ile ilgili yasalar yapılırken, avukatlara sorulmuyor. Avukatlar ve barolar vesayet altına alınmaya çalışılıyor. Adalet Bakanlığı, avukatlardan hoşlanmıyor.

TBB, avukatlık mesleki ve özlük hakları ile ilgili yeterinde çalışmıyor eleştirileri yapılıyor. Bu konuda şunu belirtmek isterim; demokrasinin olmadığı, yargının ayaklar altına alındığı bir ülkede, özlük hakları konuşulamaz"

 "TOPLUM DOĞAYA SAHİP ÇIKTIĞINDAN DAHA GÜÇLÜ BİR BİÇİMDE

YARGIYA SAHİP ÇIKMALIDIR"

Cumhuriyetin ilk yıllarında yargıya yüklenen Cumhuriyeti koruma misyonunun yanlış olduğunu belirten YARSAV Başkanı Murat Arslan, "yargı bir çok defa muhalifleri susturmak ve yok etmek için aparat olarak kullanıldı" dedi.

YARSAV Başkanı Murat Arslan özet olarak şu ifadeleri kullandı;

"Türkiye'de yargı devletin değil, egemen gücün yanında yer alıyor. Yargı egemen güce boyun eğiyor ve o doğrultuda kararlar alıyor. Yeni Türkiye denilen yeni düzende toplum inşası, yargı eliyle yapılıyor.

Adalet Akademisi'nde eğitim gören hakim va savcı adaylarına Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan gelen görevliler tarafından dini sohbetler yapılıyor. Yine adaylara yönelik Kudüs Gezisi düzenleniyor.

Bugün bazı hakim ve savcılar, acaba muktedir benim yerimde olsaydı ne karar verirdi diye düşünerek karar veriyorlar. Bunu da açık açık söylüyorlar.

Maalesef toplumda adalet talebi yok. Eğer toplumun adalet talebi olsaydı, yargı bu kadar hukuksuzluğa müsade edemezdi. Toplum Cerattepe'ye ve doğaya sahip çıktığından daha güçlü bir şekilde yargıya sahip çıkmalıdır.

Bizim cesur hakim ve savcılara değil, hakim ve savcıların cesurca karar verebilecekleri bir yargı ve hukuk sistemine ihtiyacımız var."

Galeri
Facebookta Paylaş