MENÜ

Adana BarosuKomisyonlarCMKKomisyon Başvuru FormuSEMYön. Kur. Top. GündemleriAdli YardımAvukat Hakları MerkeziBaro MeclisiBasında Yer Almış HaberlerMevzuatMeslek İlke ve KanunlarıEtkinlik TakvimiYargıtay KararlarıBilgi BankasıMazeretli Hakim - Savcı ListesiİletişimBaro Hesap Numarası

TCK 103/2. Fıkrasının

TCK 103/2. Fıkrasının

 

 

 

 

 

Adana Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) Çocuklara karşı  cinsel  istismarın  cezalandırılmasına  dair Anasaya Mahkemesi’nin (AYM), iptal ettiği (103/2) maddeye ilişkin yazılı açıklama yayımlayarak tepkisini dile getirdi. 

 “Çocuk  gelinlerin  artmasından  endişe  duymaktayız”

 “Ceza artırımı için TBMM’ye görev düşüyor”

Adana Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) Çocuklara karşı  cinsel  istismarın  cezalandırılmasına  dair Anasaya Mahkemesi’nin (AYM), iptal ettiği (103/2) maddeye ilişkin yazılı açıklama yayımlayarak tepkisini dile getirdi. 

Adana Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Av. Hatice Canhilal, AYM’nin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. Maddesine aykırı karar aldığını belirterek, “Bu karar; çocuğun yüksek yararının korunması ve gözetilmesi ilkesine aykırıdır. BM Çocuk Hakları Sözleşmesine hükümlerine göre, “kamusal da da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı gözetilmelidir. Çocuğun ana-babasının,vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. Ayrıca, çocukların bakımı ve korumasından sorumlu kurumların; hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği  açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymayı taahhüt ederler” denilmektedir” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği bu karara karşı çeşitli öneriler yapan Adana Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Av. Hatice Canhilal,  Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği TCK 103/2. fıkranın ceza artırımını sağlayacak şekilde yeniden yasalaşmasının sağlanması için TBMM'nin daha ağır cezalandırma hükümleri içeren yeni düzenlemeler yapması gerektiğine vurgu yaptı.

Av. Canhilal, uluslar arası sözleşmelere imza atan devletlerin, çocuğun her türlü cinsel sömürüsüne, cinsel suistimaline karşı koruma güvence ve önlem alma yükümlülüğü olduğuna dikkat çekti.

“ÇOCUK GELİNLERİN SAYISI ARTAR”

Av. Canhilal sözlerini şöyle tamamladı:

Anayasanın 41. Maddesinde “çocukların her türlü istismara karşı korunması” konusunda devlete ödevler verildiğini anımsatarak, “AYM, bu kararı ile Anayasanın bu kuralına aykırı davranmıştır.

Anayasa  Mahkemesinin  TCK 103/2 Maddesinin  iptal  kararı  ile  çocuk  gelinlerin sayılarının artmasından  endişe  duymaktayız.

Dileğimiz  ve  beklentimiz Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği TCK 103/2.fıkranın ceza artırımını sağlayacak şekilde yeniden yasalaşmasının sağlanması için TBMM’nin  daha  ağır  cezalandırma  hükümleri  içeren  yeni  bir  düzenleme  ile  çocuklara  karşı  işlenen  cinsel  suçlarda  cezanın  caydırıcılık  etkisini  gösterilmesinin  sağlanmasıdır.”

 

 

 BASIN AÇIKLAMASI TAM METNİ AŞAĞIDADIR

TCK 103/2. Fıkrasının  Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline  ilişkin kararı hakkında

                                                  Basın Açıklamasıdır.

Anayasa  Mahkemesinin  Türk Ceza Kanunun Çocuklara  karşı  cinsel  istismarın  cezalandırılmasına  dair 103/2 maddesini  iptal  etmiş  olmasını  doğru  bulmuyoruz

Öncelikle  Anayasa  Mahkemesi  Türkiye  Cumhuriyeti  Anayasasının  90. Maddesine  aykırı  bir  karar  almış  durumdadır.                                                                                                                                    

Anayasamızı  madde90: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.                                                                                                                                 

Bu  madde  esas  alındığında  Türkiye  Cumhuriyeti olarak  üsulüne  uygun  olarak kabul  ettiğimiz  imza  konulmuş  B.M Çocuk  hakları  sözleşmesi  hükümlerini  uygulamak  zorunda  olduğumuz  gerçeği  var iken   Anayasa Mahkemesinin  bu  kararı  ile ne  yaptığı  anlaşılamamaktadır.

Öncelikle  Çocuğun  Yüksek  yararının  korunması  ve  gözetilmesi  ilkesine  aykırı  karar  alınmıştır.

B.M Çocuk  Hakları  Sözleşmesinin Madde 3 : 1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel

düşüncedir.

2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.                                                                     3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların; hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.

Ayrıca Çocuğu Cinsel  Sömürüden  korunma  hakkı  gereğinin  yerine  getirilmesi  ilkesine de  ters  düşen  bir  karar  alınmıştır.

Madde 34 :Taraf Devletler, çocuğu her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle:                                                                                          

a) Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;                          

b) Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;                                 

c) Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini; önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar.

Denilmektedir.  

Anayasanın 41. Maddesinde çocukların her türlü istismara karşı korunması konusunda devlete ödevler verilmiştir. AYM bu kararı ile anayasanın bu kuralına aykırı davranmıştır.

Anayasa  Mahkemesinin  TCK 103/2 Maddesinin  iptal  kararı  ile  Çocuk  gelinlerin  artmasından  endişe  duymaktayız.

Dileğimiz  ve  beklentimiz Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği TCK 103/2.fıkranın ceza artırımını sağlayacak şekilde yeniden yasalaşmasının sağlanması için TBMM'nin  daha  ağır  cezalandırma  hükümleri  içeren  yeni  bir  düzenleme  ile  Çocuklara  karşı  işlenen  cinsel  suçlarda  cezanın  caydırıcılık  etkisini  gösterilmesinin  sağlanmasıdır.

                                                                                                Adana Barosu  Çocuk Hakları Komisyonu

Galeri
Facebookta Paylaş