MENÜ

Adana BarosuKomisyonlarCMKKomisyon Başvuru FormuSEMYön. Kur. Top. GündemleriAdli YardımAvukat Hakları MerkeziBaro MeclisiBasında Yer Almış HaberlerMevzuatMeslek İlke ve KanunlarıEtkinlik TakvimiYargıtay KararlarıBilgi BankasıMazeretli Hakim - Savcı ListesiİletişimBaro Hesap Numarası

hukuk devleti ve anayasa ile teminat altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkı açısından kabul edilemez

hukuk devleti ve anayasa ile teminat altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkı açısından kabul edilemez

Adana Barosu Çevre ve Kentleşme Komisyonu Başkanı Av. Ümit Arif Özsoy, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, ÇED Raporları hakkında dava açılmasının, bir çevre mücadelesinden çok 'yatırım düşmanlığı' olduğunu ve bu konuda yeni yasal düzenleme üzerinde çalıştıklarını açıklamasına tepki gösterdi. Av. Özsoy, "..Bakan'ın sözleri, hukuk devleti ve anayasa ile teminat altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkı açısından kabul edilemez.."dedi

BASINA VE KAMUOYUNA

Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporları hakkında dava açılmasının, bir çevre mücadelesinden çok 'yatırım düşmanlığı' olduğunu ve bazı çevrelerin siyasi mücadele aracı yöntemine dönüştüğünü söyledi ve bu konuda yeni yasal düzenleme üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Bu açıklama hukuk devleti ve anayasa ile teminat altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkı açısından kabul edilemez bir açıklamaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının web sitesinden alınan  kendi verilerine göre ; projelerin büyük bir çoğunluğu ÇED sürecinden  muaf tutulmaktadır. Çevre ve Şehircilik bakanlığı verilerine göre toplam 51721 projenin, 47 bin 314'üne "ÇED gerekli değildir", 3736 sına "ÇED olumlu", sadece 638' ine "ÇED gereklidir", ve 33 adetine ÇED olumsuz kararı verilmiştir. Bir başka anlatımla 51 bin 721 projenin büyük bir kısmı ÇED sürecinden muaf tutulmuştur. ÇED olumsuz kararı verilen ise sadece 33 tanedir. Bakanlığın bu verileri ÇED sürecinin neredeyse bir formaliteye indirgendiği , bakanlığın hemen hemen her projeye ÇED gerekli değildir kararı ve olumludur kararı verdiği gözlemlenmektedir.

Hukuk Devleti ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin en temel ve değiştirilemeyecek nitelikteki ilkelerindendir. Hak arama Hürriyetini   düzenleyen Anayasanın 36.maddesi "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesini içermektedir.

Bu ilkenin  tarafından yok sayılması, Anayasa ile kurulmuş hukuk sistemini temelinden sarsarak, tüm yurttaşlarda hukuk güvenliği duygusunu ortadan kaldıracaktır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, hukuk devleti ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan hukuka bağlı yönetim anlayışının gereğidir. ÇED kararlarının yargıdan muaf tutulması   Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, adil yargılama ilkesini düzenleyen 6'ıncı, yaşama hakkını düzenleyen 2'inci, sağlıklı çevrenin bozulması, bireysel ve aile yararlarına müdahalesini düzenleyen 8'inci, etkili başvuru hakkı düzenleyen 13'üncü maddesini ihlali anlamına gelmektedir.

Çevre sorunu, yaşam sorunu olduğu kadar  aynı zamanda bir hukuk devleti olup olmama sorunu halini almıştır. Hukukun temel ilkelerinin çiğnendiği hukuk güvenliğinin kalmadığı, yargı bağımsızlığının tartışmalı hale geldiği  bir ülkede çevreye ilişkin mahkeme kararları da bundan pay almaktadır. Anayasa ile teminat altına alınan en temel haklardan biri sağlıklı temiz bir çevrede yaşama hakkıdır.Enerji yatırımlarında çevresel faktörlerin ciddi, bilimsel olarak göz önüne alınması, etkili bir hukuk denetiminden geçirilmesi, yargı kararlarının uygulanması,yargının bağımsız olması, Enerji politikasının  kamu/insan/doğa yararının da gözetilmesi ,orada yaşayan vatandaşların sivil toplum örgütlerinin de görüşlerinin de göz önüne alınarak şekillendirilmesi gerekmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

                                                                       ADANA BAROSU

                                                          ÇEVRE VE KENTLEŞME KOMİSYONU

                                                           Başkanı Av.Ümit Arif ÖZSOY          

 

 

 

Facebookta Paylaş