MENÜ
30 Ağustos Zaferinin 94. Yıldönümünde

Av. Çıtırık, "30 Ağustos Zafer Bayramı"'nın yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
Adana Baro Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık, "30 Ağustos Zaferinin 94. Yıldönümünde ülkenin bağımsızlığı uğruna can veren şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyoruz" dedi.
Av. Çıtırık, "30 Ağustos Zafer Bayramı"'nın yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
29.08.2016
BASINA VE KAMUOYUNA
Bir ulusun emperyalist güçlere karşı verdiği onurlu bir mücadelenin adı olan, "Zafer Bayramı" nın 1922 yılında 26 Ağustos'ta başlayıp, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in Başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesinin (Büyük Taarruz'un) şerefli ve şanlı yıl dönümüdür.
Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, koşulları itibariyle Türk topraklarının tamamen işgalini hedef alıyordu. 10 Ağustos 1920'de yine Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması da Türk milletinin yok sayılmasına neden olan çok ağır koşullar içeriyordu. Türk milleti bu antlaşma hükümlerini hiçbir zaman kabul etmediğini, Atatürk'ün önderliğinde başlattığı bağımsızlık mücadelesi ile bütün dünyaya ilan etmiştir.
19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a gelerek başlattığı bağımsızlık mücadelesi adeta bir çığ gibi büyümüş, yapılan kongreler ile birlikte daha da sağlam bir milli hareket haline dönüşmüştür. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması ile memleket yönetiminin halkın kendisine verilmiş olması, milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasındaki ki en büyük etkenlerden biri olmuştur.
23 Ağustos-12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunanlılar büyük bir bozguna uğratılmış, bu savaş sonrasında TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "Gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verilmiştir.
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'nın Türk ordusu tarafından kazanılması ile artık büyük zafere çok yaklaşılmıştır. Düşmanın son bir harekat ile vatan topraklarından atılması için tüm hazırlıklara son hızıyla devam ediliyordu. Tahrip olan toplar onarılmış, silah ve cephaneler temin edilmiş, Güneydeki Türk birlikleri gizlilik içerisinde Batı cephesine kaydırılmış, ordu taarruz eğitiminden geçirilmiş böylelikle 1922 yılı Ağustos ayına kadar tüm hazırlıklar tamamlanmıştı.
Başkomutanlığını Gazi Mustafa Kemal'in yaptığı ordumuz 26 Ağustos 1922'de düşmana karşı taarruza geçerek bir saat gibi kısa bir sürede düşman mevzilerini ele geçirdi. 30 Ağustos günü çember içine alınan düşman kuvvetleri yok edilirken, elde edilen esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te bulunuyordu. Bu savaş Mustafa Kemal'in önderliğinde yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
Büyük Taarruz'un başarı ile sonuçlanmasının ardından kaçan düşman askerleri İzmir'e kadar takip edilerek 9 Eylül 1922'de İzmir'inde kurtarılması ile yurdumuz tamamen düşmanlardan temizlenmiş oldu.
Bir ulusun olağan üstü gayret ve gücünü tüm dünyaya göstermiş olması açısından büyük bir öneme sahip olan 30 Ağustos Zaferi, milli bir bayram olarak her yıl büyük bir coşku içerisinde kutlanmakta, dosta güven, düşmana korku veren kahraman ordumuzla milletçe gurur duymaktayız. Ulusal Kurtuluş Savaş'ı, mazlum uluslara örnek olan milli, demokratik bir devrimdir.
İtilaf Devletleri general ve kurmaylarının: "Türkler 6 ayda Yunan savunma gücünü aşarlarsa bu başarıyı sanki birkaç günlük bir ilerleme olarak kabul edebilirler." dedikleri Dumlupınar'daki son derece iddialı bir savunma hattını muzaffer ordumuzun sadece 30 saatte yerle bir ettiği muhteşem zaferdir.
Atatürk'ün; "Biz bizi yutmak isteyen kapitalizme ve bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı bir meslek izleyenleriz" şeklinde ortaya koyduğu "Milli Mücadele" amacı, aynı zamanda "mazlum milletlerin" esinlendiği temel zemin olarak evrensel etki yaratmıştır. "Biz İzmir'e boynumuzda Halife'nin idam fermanıyla girdik" diyen İsmet İnönü, emperyalizme bağdaşık Osmanlı siyaset anlayışını da anımsatarak dünya kamuoyu önünde teşhir etmiştir.
Bağımsızlık düşüncesinin ölümsüz bir anıtı olan bu zafer, tüm dünyaya, insanca yaşamanın ancak özgür ve bağımsız bir ulus olmakla gerçekleşebileceğini göstermiştir. Bugün, siyasi iktidar, Cumhuriyetin temellerini geliştirilip daha ileri götürülmesi yerine ne yazık ki, Atatürk'ü ve yaptıklarına küçümseyerek bakabiliyor, dış güçlerin ve sermayenin emrine girenler Türkiye ve Cumhuriyet üzerinde oynanan oyunları alkışlayabiliyorlar. Atatürk, Cumhuriyet, laiklik, tam bağımsızlık sözcüklerini kullanmaktan son derece rahatsız oluyorlar. Cumhuriyetin yarattığı kurumlar ve ulusal kazanımlar birer birer ortadan kaldırılıyor. Milli bayramların içi boşaltılabiliyor. Bayram coşkusunun yaşatılmak istenmediğini, yöneticilerin milletle kaynaşması yerine , milletle bayram kutlamak yerine sağlık raporlarıyla kutlamaktan kaçtıklarını da gördük. Oysa milli duygular önemlidir ve bizi birbirimize bağlar. Bu nedenle, bizlere ve gelecek nesillere düşen en önemli görev; Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunmak, Atatürk ilke ve inkılaplarını koruyup, kollamak iç ve dış tehditlere karşı duyarlı olmaktır. Kişinin hak ve özgürlükleri ancak bu sistem içinde güvencede olabilir.
Hindistan Devlet Başkanı Mahatma Ghandi'nin 08.09.1922'de düzenlediği basın toplantısında söyledikleri:
"Türkiye Orduları bir devir kapatmıştır. Şimdi mazlum ve tutsak devletler ve uluslar artık vazgeçilmez bir reçeteye sahiptirler. Mustafa Kemal'in utkusu, Dünya için özgürlük ve bağımsızlık sancağıdır."
Pakistan Devlet Başkanı M. Ali Cinnah'ın 30 Ağustos Zaferi sonrası 11.09.1922'de Londra'da söyledikleri:
"Ne biz ne de her kıtada yaşamakta olan tutsak ve mazlum ulusları bundan sonra tutamayacaksınız. Mustafa Kemal ve Türkler ki, kendileri için hazırlanan tabutu yayılmacıların başına geçirmişlerdir. Şimdi dünyada başlarına tabutlar geçirilecek başkaları da benzer sonuçlara hazırlanmalıdırlar."
30 Ağustos Zaferinin 94. Yıldönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, düşünce arkadaşlarını, ülkenin bağımsızlığı uğruna can veren şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyoruz. Saygıyla sunarım.
Av. Mengücek Gazi Çıtırık
Adana Baro Başkanı
01.09.2016